Aşılama, çocuk sağlığı tarihinin en büyük başarılarından biridir. Aşılar, hastalık etkeniyle karşılaşmadan önce bağışıklık sistemini eğiterek vücudun o patojenle daha sonra karşılaştığında hızlı ve etkili yanıt vermesini sağlar. Canlı atenüe, inaktive, toksoid, alt birim ve son olarak mRNA teknolojileriyle üretilen aşılar; çiçek, polio ve büyük ölçüde kızamık gibi hastalıkların eradikasyonuna ya da çok düşük seviyelere inmesine öncülük etmiştir. Sürü bağışıklığı kavramı, toplumun yeterli oranı bağışık olduğunda aşılanamayan bireylerin (yenidoğanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar) da dolaylı olarak korunmasını ifade eder; bu oran hastalığa göre %90–95 arasında değişebilir.
Türkiye'nin ulusal aşı takvimi, yaşa göre belirlenmiş ve ücretsiz sunulan takvim aşılarını kapsamaktadır (BCG, Hepatit B, DTaP-IPV-Hib, PCV, MMR, Suçiçeği vb.). Bunların yanı sıra meningokok, rotavirüs, HPV ve influenza gibi özel aşılar da mevcuttur. Aşı güvenliği; onlarca yıllık klinik araştırmalar, faz çalışmaları ve milyarlarca doz uygulaması ile kanıtlanmıştır. Aşı sonrası görülen hafif yan etkiler (kızarıklık, hafif ateş) bağışıklık sisteminin aktive olduğunun işaretidir ve geçicidir. Aşı-otizm iddiasının tamamen çürütüldüğü bilinmeli; bu korku nedeniyle aşılamadan kaçınmak gerçek hastalık risklerini artırır. Çocuğunuzun aşı takvimine ve özel aşılara ilişkin doktorunuzla görüşmeniz önerilir.
— Uzm. Dr. Gökhan DAVUTOĞLU, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Ümraniye İstanbul